Türkiye'de Caz !

Bildiğiniz üzere bloğumuzun gündemini uzun zamandır 'Türk Cazı' oluşturmakta...

Öyle de devam edecek ...

Sizlerden çok güzel mailler alıyorum.

Ara ara bu mailleri de paylaşacağım...

Hatta sizden gelenler ve benim cevaplarımın yer aldığı özel bir bölüm oluşturacağım.

Bana her konuda soldaki iletişim bilgilerimden ulaşabileceğinizi bir kez daha hatırlatarak bugünkü yazımıza geçiyorum.

Bugünkü yazımı Türkiye'de Cazın gelişimine ayırdım ve exi26.com'un bu konu hakkındaki az ve öz paylaşımını sizlerle paylaşmayı uygun buldum.

Kendileri konuyu temel hatları ile çok güzel ele almışlar.

Sürpriz bir şarkıyı da yazımınızın sonuna ekledim ;)

Hayat fonunuzdan caz müzik eksik olmasın :)

Sevgilerimle,

Gökhan Dumanlı
Yaşam koçu ve İletişim Danışmanı


Türkiye'de Caz


Türkiye’de caz, cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana çok popüler olmadıysa da saygın yerini korudu.

Çok partili döneme girilirken, Türk cazı da kendi ustalarını yetiştiriyordu: Solist Ayten Alpman, kontrbasçı Selçuk Sun, çok büyük bir davulcu Erol Pekcan, Hırant Lusigyan, Suheyl Denizci, İsmet Sıral, Sevinc Tevz…

İstanbul Bebek’te 306 adı altında Türkiye’nin ilk caz kulübü açıldı.

1960’larda Duygu Sağıroğlu ilk caz dergisini çıkarmaya başladı. Aynı yıllarda Okay Temiz, Maffy lakaplı Muvaffak Falay gibi müzisyenler Avrupa’da da kendini gösterdi. Ancak 70'lere doğru caz popüler kültüre yenik düştü.

Türk cazının en sönük yılları olan 70’lerde piyanist Emin Fındıkoğlu, daha sonra Türk popunun duayenlerinden olacak Arto Tunç ve Onno Tunç gibi iki müzisyenle ve Türk cazının devlerinden gitarist Neşet Ruacan ile bir topluluk kurdu. Taksim’deki "Fuaye" ise o yılların tek caz kulübüydü.

1973’ten beri İstanbul Müzik Festivali’nde caza her sene genişleyen bir bölüm ayrılmaktaydı. Bu dönemde Türkiye’yi dünya cazının çok önemli isimleri ziyaret etti: Miles Davis, Chick Corea, Keith Garret, Wyton Marsalis…

1985’te Bilsak’ta Neşet Ruacan ile gitarist Önder Foçan’ın topluluklarının ev sahipliğini yaptıkları ve Emin Fındıkoğlu’nun sanat yönetmenliğini yürüttüğü ilk caz festivali gerçekleşti (Bilsak Caz Festivali). Bu festival, İstanbul’un caz yaşamını 1989’a dek zenginleştirmiş oldu.

Yeni caz kulüpleri birer birer açılmaya başladı ve bu kulüpler yeni müzisyenlerin tanınıp benimsenmesine de olanak verdi...

Birsen Tezer ...

Bir iki hafta önceydi sanırım ..
Keyifli bir cumartesi öğle sonrasıydı ..
Evde Kerem Görsev’in 'Therapy' isimli albümünü dinleyip bir yandan da sesi sonuna kısılmış olan televizyona kumanda ile zap yaparken Ntv de her zaman yaptığı her programı keyifle izlediğim Yekta Kopan ‘ın ‘Cumartesi’ isimli programına rastladım.

Sesi biraz açtığımda Kopan’ın karşısındaki kişi için söylediği övgü dolu sözler duyuluyordu !

Bodrum’dan , Bülent Ortaçgil’den bahsediyordu Yekta Kopan , biraz daha doğrulup sesi tamamen açtım ve kameranın da yönünü değiştirmesi ile ekranda bütün heyecanı, samimiyeti, enerjisi ve biraz da aldığı övgülerden mahcup haliyle Birsen Tezer vardı …

Birsen Tezer, 'çal kapımı' şarkısı ile benim hayatıma girmiş ve gerek sahne performansları gerekse katıldığı programlarda söylediği şarkılar ile caz severlerin kalbinde önemli bir yer edinmştir.

Özellikle kanun çalan bir caz sanatçısı olması ve sahne performanslarının arasında caz söylerken birden kanununu alıp müziğin evrenselliğini ispat edercesine dinleyicilerine iki ayrı dünyayı fevkalede bir şekilde sunması O'na olan hayranlığımız bin kat daha artırmıştır.

Ortaokul yıllarında başlayan müzik hayatı lisede dereceler aldığı müzik yarışmaları ve hemen ardından 1984 yılında İ.T.Ü Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’na girmesi ile devam eder.

En büyük hayalinin her zaman bir enstrüman çalmak olduğunu söyleyen Birsen Tezer, şans eseri kanun’la tanıştığını ve bu vesile ile hayatında büyük önem taşıyan Erol Duran’dan ders alarak da ikinci büyük hayalini gerçekleştirdiğini söylüyor.

İlk önceleri gitarla başlayan sahne hayatı daha sonra grup sound’una dönşüyor ve 1998yılında her zaman büyük sevgiyle bahsettiği Bülent Ortaçgil ile Light adlı albümünde Kimseye Anlatmadım isimli şarkıda düet yapma şansına erişiyor.

Tam 10 yıl boyunca Bodrum Mavi’de sahne alan sanatçı , çok uzun zamandır programlarını grubu ile beraber İstanbul’da sürdürüyor ve 24 Aralık 2011 Cumartesi tarihinde hayal kahvesi Bistro’da bu yılın son performansını göstererek dinleyenlerine harika bir yeni yıl hediyesi veriyor.

İkinci albümünü heyecanla bekliyor ve başarılarının devamını diiyoruz.


Etkinliğin sayfası için tklayınız !

Birsen tezer Resmi Facebook Sayfası için tıklayınız !

Web sitesi : www.birsentezer.com




ÇAL KAPIMI


bayat bir somun ekmeğin
kokusuyla boyuyorum sarıyı
bak bu köşede gözlerin
eksiltiyorum ruhumu her fırçada

çal, çalsana kapımı
ister uykulu, ister uykusuz

bak burada beyaz ellerin
biraz eksik sarıyorsa belimi
görmemiş der geçerim
şeffaf çizdim ben zaten kendimi

çal, çalsana kapımı
ister hüzünlü, ister hüzünsüz

sonra bir ev boyadım sana
kapısı mavi, zili deniz
içinde yaşasak ikimiz
geç bunları demeden şimdi

çal, çalsana kapımı
ister huzurlu, ister huzursuz

Söz, Müzik: Birsen Tezer

Birsen Tezer: Vokal
Emre Tankal: Elektrik Gitar
Mümtaz Solmaz: Bas Gitar
Tunç Öndemir: Klasik Gitar
Ahmet Özbilen: Perküsyon

Tüm Okuyucularım Davetlidir ! Filmimin Gösterimi ve Partisi !

Ve işte beklenen gün geldi : ))

Yaz başında çektiğimiz ve akabinde montajı, miksajı, dublajı derken tamamlanması oldukça zaman alan kısa filmimiz 'Hayat' ilk ve son kez olmak üzere sizlerle buluşuyor ...

Şu anda bir çok festivale katılma başvurusunda bulunduğumuz filmimiz bu gece haricinde İstanbul'da ancak festivaller de gösterime girerse izlenebilecek !!

Yani izlediniz, izlediniz tekrarı yok :)

Peki filmin içeriği nedir ?

Hayat, bir sosyal sorumluluk projesidir.
(Hiv/Aids ile ilgili bir kısa filmdir.)

Çekimler bitti film tamamlandı ama biz bir türlü fırsat bulup işin eğlence kısmına geçememiştik.İşte şimdi o beklenen büyük gün geldi :))

İyi ama nasıl eğleneceğiz ? : )

Filmimizin gösteriminin hemen ardından eğlenceli sahne şovu, benzersiz sesi ve repertuvarı ile her zaman konuklarına doyulmaz bir eğlence sunan Kafası karışık Kontrtenor Nuri Harun Ateş sahnedeki yerini alarak partimizin stardını verecek ve o gece şarkılarını bizler için söyleyecek !!!

Sürprizler, hediyeler, dualar, nazarlıklar da cabası :)

Yazan/ yöneten olarak ilk deneyimimin ürünü olan filmimizin sosyal yönü de olduğu için izlemeyen kalmasın diyorum ve hepinizi bu geceye bekliyorum.

Sevgi ve selamlarımla

Gökhan Dumanlı

Facebook Etkinlik Sayfası İçin Tıklayınız :
Giriş Ücreti : 20 TL dir.

Hayal Kahvesi Beyoğlu
Katip Mustafa Çelebi Mah. İstiklal Cad. Büyük Parmakkapı Sok. No: 19, 34433 Beyoglu,İstanbul, Turkey

Jehan Barbur , Kanyonda Caz Etkinliği Kapsamında Sizlerle ! Ücretsiz !

Jehan Barbur ....

Yıl : 2007 ...
Yer : Asmalı Mescit'de küçük bir pub ...

İçeriye girdiğinizde sizi karşılayan kocaman bir piyano ... Çevresinde küçük küçük masalar ve o kocaman piyanonun önünde sizi derinden etkileyecek kırmızı saçlı küçük bir kadın ...

Jehan Barbur ...

Az sonra büyülü sesi ile gözlerini kapatıp Fransızca şarkılar söylemeye başlayacak ve en çok da Edith Piaf söylerken kendini müziğinin ruhuna teslim etmiş olacak ...

Yıl 2009 ... O artık türkçe şarkılar söyleyen 'küçük bir kadın' ...

'Uyan' isimli albümü ile sahne aldığı geceleri kaçırmayan dinleyicilerine bir de bu albümü ile özel bir dinleyici kitlesi daha ekliyor ...

Caz tınılarını usulca hissettirdiği müzikleri ile 'Uyan' albümü ruhunuza çok iyi geliyor ve İstanbul, siz bu albümü dinlerken bir başka akıp gidiyor ...

'Küçük kadın' devam ediyor ...

Artık sadece Asmalı Mescit de değil bir çok mekanda sahne almaya başlıyor ve sadece derdi müzik yapmak ve yaptığı müziği hisseden dinleyicisi ile buluşmak olan sanatçı, 2010 yılında babası Jan Barbur'a ithaf ettiği 'Hayat' isimli albümü ile kısa süre içinde ikinci kez şarkılarını dinleyicilerine ulaştırıyor ...

Albümündeki şarkıların hepsine imzasını atan sanatçı albümün kartonetinde hayatı şöyle tanımlıyor : Zorla çiçek satan kadın, pörsümüş köfteler, altını ıslatmış sakallı ayyaş, yalancı bir dilenci, ve sen üsküdar motorunda!
Bu işte hayat, bu kadar ... Her gün, bir otobüs durağı, iki bilet;cepte unuttuğun jeton, köprüdeki kedi, kötü kokan araba tekeri.Ter, boncuk boncuk ... diye devam ediyor...

Ekşi sözlükteki bir entry de jehan Barbur söyle ifade ediliyor ; nezaketi ile hayran bırakan, asaleti ile şapka çıkarttıran, adeta bu dünyanın dışından, arınmış insan güzeli ...

Sayfalar dolusu güzel entry den sadece biri bu ...

Sanatçı, albümleri ve canlı performansları kadar dizi müzikleri ile de çok seviliyor.

Gece sesleri dizisinde 'dinlen bir nefes al' şarkısı ve Tövbeler tövbesi isimli dizideki 'seve seve ölürüm senin için' şarkıları konser gecelerinin en çok istenen şarkıları oluyor !

Kendisini bu yıl iki defa dinleme şansına sahip oldum ...

Birincisi yaz aylarında caz festivali kapsamında tünelde gerçekleştrdiği konseri ki bu konser başlı başına bir yazı konusu ...

İkincisi ise sonbahar başlarında Ghetto'da ...

Benim kelimelerim kifayetsiz kalıyor Ondan bahsederken ...

Yaklaşık 2 yıl içinde her ev ziyareti, doğum günü ve içinde hediye geçen her anda onun cd leriydi benim tercihim !!!

Ve mutlaka bir iki gün sonra teşekkür telefonları alıyordum cd leri hediye ettiğim dostlarımdan....

Dinleyen herkesin etkilendiği Jehan Barbur , çok yakında 'Sarı' isimli 3.albümü ile bizleri sevindirecek ...

Tünel konserini yazarken ayrıca kendisinden bir kısa film projem için aldığım müzik desteğinden de bahsedeceğim ama siz o vakte kadar eğer hala keşfetmediyseniz mutlaka dinleyin, izleyin , keşfedin ...

Jehan Barbur, 17.11.2011 'de Saat 21.30 'da Beyoğlu Ghetto'da ...

"belki çocukluktan kalan
küçücük bir hikâyenin
ardından gitmek içindir uykular
belki yaşanmamış yaşanacak
onca hayal peşinden koşmak için
bütün masallar." ( jehan Barbur )

Sevgilerimle,

Gökhan Dumanlı